Degismeyecekse....
Değişmeyecekse....
Yokluk, sefalet devam edecekse,
Yoksulluk kader olarak anılacaksa,
Katliamlar sürecekse,
Ve bu katliamlar bir özürle geçiştirilecekse,
Afetler, savaşlar yine can alacaksa,
Ölecekse çocuklar yine soğuktan,
Okullar sobasız, hastahaneler yataksız,
Yollar kapalı, köyler ulaşılmaz,
Babalar işsiz,
Anneler çaresiz olmaya devam edecekse,
Öğrenciler tutuklanacak,
Çocukların ırzına geçenler serbest dolaşacaksa,
Yolsuzluk ve haksızlık yapanlar baştacı olacaksa,
Demokrasi adına işlenecekse cinayetler,
Ayrılacaksa insanlar renklerine, dillerine ve dinlerine göre,
Kıyılacaksa yine gencecik kızlara töre adına,
Tanrılaştıran “para”ya tapılınacaksa,
Ve bu “tanrıya” hükmedenlere “biat” etmeyenler düşman ilan edilecekse,
Tükenmişse umutlar, yoksa kurtuluş,
Yoksullar daha yoksul, varsıllar daha varsıl yaşayacaksa,
Sayılmayacaksa nüfusun yüzde doksanı insandan, ...
Değişmeyecekse hiçbirşey ve daha da kötüleşecekse,
Ne beklenir yeni yıldan...
.......
Umutlarınızın tükenmmesi dileğiyle, savaşsız, sömürüsüz, sağlıklı nice yıllara....
İsmail Özşahin / Bergisch Gladbach, 31.12.2011
PARA "TANRI"LAŞTI
Çarşamba, 04 Ocak 2012 22:32
| Author: Administrator
Para tanrılaştı... Tanrının değiştiği günümüzde o “tanrı”ya bazıları hükmedebiliyor, hemde açıktan ve çekinmeden. Bu hükmedenler, dünyayı ve kazanç merkezlerini yönetmek ve denetlemek için, kendi lehine olmayan herşeyi yok etmekten çekinmiyorlar, korkmuyorlar, utanmıyorlar... Yeni “tanrı” eski tanrıya kafa tutmaya başladı. Bu kafa tutmayı açık ve normal savaş kurallarıyla yapmıyor. Sahte, yapmacık, ikiyüzlü politikalarla, yani takkiyelerle yapıyor. Aradabir dik bir karşı duruş göstermesine rağmen, genelinde o’nun kurallarıyla oynayıp, o’nun yasalarıyla onu ezmeye, küçültmeye ve hatta yok etmeye çalışıyor... Eski tanrı görünmezdi, onun gücü mucizelerindeydi. O tekti ve herkes ona kulluk yapmak zorundaydı. Yapmayanlar ve onun kurallarına uymayanların bir kısmı bu dünyada cezalarını çekerdi, bir kısmı da (o tanrının cellatlarının erişemedikleri ve diz çökmeyenler), zaten öbür dünyada yanacaklardı... Şimdiki “tanrı”, tüm kuralları ona hükmedenler aracılığıyla koyuyor, tüm yetkilerini onlardan alıyor ve onların belirlediği oyunları oynuyor... O kendisi tanrı ama, onun gücünü, gizemini, neler yapıp yapamayacağına ona hükmedenler karar veriyor. Eski tanrı, insanların nasıl yaşaması gerektiğine ve onların kendi aralarındaki sınıflaşmayı kurallara bağlarken, dil, din, ırk, soy ayrımına özen gösterirdi. Bazıları onun sevgili kullarıydı, ona göre onlara ayrıcalıklar tanırdı, “yürü ya kulum” dediği zamanda, onlar yöneten, denetleyen ve üst tabaka olurlardı... KISKANCLIK
Pazartesi, 28 Kasım 2011 08:32
| Author: Administrator
KISKANÇLIK Kıskançlık, arkadaşlık, dostluk, güven, vb. olgular gibi yaşamımımız etkileyen bir kavram olduğu için üzerinde zaman zaman konuşuruz. Geçenlerde çok sevdiğim ve değer verdiğim biriyle söyleşirken, bu konuda da birşeyler yazabileceğimi söyleyince, üzerinde düşünmeye başladım. Günlük yaşamımızda sıkça hissetiğimiz ve yaşamımızı etkileyen bu duygunun nerede ve ne şekilde de ortaya çıkabildiğni sorgulamaya başladım. Bir taraftan bilimsel olarak kanıtlanmış birşeyler varmıdır, diye araştırdım, arkasında da ilgili ve bilgili insanlar nasıl tanımlamışlar ona baktım... Genel olarak; Bu vurguları sıralarsak: |
SINAV
Pazartesi, 02 Ocak 2012 21:02
| Author: Administrator
Sınav Uludere’de katledilen 35 insan... Ve bir insana biçilen en yüksek bedel: 22 Bin lira... Bunca insanın katledilişinin nedelerini ve niçinlerini sorgulayan az sayıda duyarlı insanın olmasının yanında, vicdanları körelmiş, ırkçı ve şovenist gözle bakanlar da var. Paranın tanrılaştırıldığı gününüzde, bu “tanrıya” hükmedenlerin uşakları, “deneme ve yanılma” sistemiyle halkların tepkilerini, kurum ve kuruluşların kendilerine olan bağlılıklarını test etmektedirler. Bu katliam da, bu “test”in bir parçası. Yani teste tabi tutulan Türk ve Kürt haklarının sınav sorularından sadece biri... Birinci neden, ülkenin güneydoğusunda yaşanan kirli savaştan kendilerine çıkar sağlamak ve oradaki önemli noktaların kontrollerini ellerine almak isteyen “hükmedenlerin uşakları”, baskı, zulüm ve dayatmacı politikalarıyla geldikleri yerleri sağlama almak istemeleridir. YİTİK
Perşembe, 17 Kasım 2011 22:55
| Author: Administrator
Yitik Birşey (yada birşeyler) kaybettim, dünmüydü (16.11.11), geçen hafta mıydı, geçen ay mıydı, geçen yıl mıydı, on yıl önce miydi, yada otuzbeş yıl önce miydi bilmediğim... Ama birşey yitirdiğimi biliyorum... Birşey yitirdim, oyuncağım mı, eşyam mı, sürekli yanımda ayırmadığım gereç mi, birşey ama ismini koyamadığım ya da bilemediğim. Bir şey yitirdim, canlı mı, cansız mı onuda bilmiyorum... Bir varlık, yakınımda duran, onu hissettiğim, aradığım, özlediğim, görmek istediğim ama bulamadığım, dokunamadığım, ulaşamadığım... Bir şey yitirdim, duygu mudur, düşünce midir, hayal midir, rüya mıdır ... anlamlandıramadığım... Gerçek midir, sahte midir bilemediğim... İçimi yakan, eksikliğini duyduğum, yürek yaralayıcı... |
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Son >>
Sayfa 1 / 5


02.01.2012
Son Haberler